Migren
Migren

Migren

Migren Nedir?

Migren, kişinin yaşamını olumsuz etkileyen bir baş ağrısı hastalığıdır. Çoğunlukla başta birdenbire hissedilen ağrı, ağrı olmaksızın baş dönmesi, duymada bozukluk gibi belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Kadınların erkeklere göre migrene maruz kalma oranı daha fazladır. Bunu uzmanlar ergenlik dönemi sonrası oluşan hormonal farklılıklara bağlamaktadır. Migren ataklarında ortaya çıkan baş ağrılarının bir kısmında duyma, konuşma, görme bozuklukları ve bazı nörolojik öncü belirtilerle (auralar) birlikte olmaktadır.  

Migrenin Klinik Özellikleri Nelerdir?

  • Migren, ilk olarak baş ağrısı atakları şeklinde kendini gösterir. Bu atakların sıklık, süre ve şiddeti kişiden kişiye değişebilmektedir. Bir atak maksimum 72, minimum 4 saat sürebilmektedir.
  • Başta hissedilen ağrı çoğunlukla başın bir kısmını kapsamaktadır. Bazı durumlarda tek taraflı olarak başlayıp başın her iki yanına da yayılabilmektedir. Bazen başın her iki tarafından, arkasından ve enseden de başlayabilmekte ve bu şekilde başın ön kısımlarına doğru yayılabilmektedir.
  • Migren ağrıları genelde başta zonklama yaratan şiddetli veya orta şiddetli ağrılardır. Bu ağrının şiddeti hastanın günlük yaşamını olumsuz etkilemektedir.
  • Migren atakları çevresel etkenler dolayısıyla oluşabilmektedir. Işık, koku ve ses gibi öğelerden etkilenilebilmektedir.
  • Migren ataklarında özellikle baş dönmeleri durumlarına ek olarak mide bulantısı da hissedilebilmektedir.
  • Hastalar bu gibi durumlardan kurtulabilmek için uykuyu tercih edebilir, karanlık ve sessiz bir ortamda dinlenebilmektedir. Ancak bu tercihler maalesef migreni tam olarak tedavi etmeyecektir.
  • Migren hastalarının hepsinde aynı belirtiler görülmeyebilmektedir veya bu ataklar başka bir hastalığın belirtileri olabilmektedir. Bundan dolayı en doğru tercih uzman hekimlere danışılmasıdır.

Migren Tanısı Nasıl Koyulur?

Migren tanısında pek çok faktör göz önüne alınarak tetkik yapılmaktadır. Migren atakları, başka hastalıklarla ortak belirtilere sahip olan bir sağlık sorunudur. Belirtilerin migrene mi, başka bir hastalığa işaret ettiğini anlamak için;

  • Beyin MRG vb. görüntüleme teknikleri,
  • Laboratuvar incelemeleri,
  • Baş ağrısı ölçüleri gibi maddelerden yararlanılmaktadır.

Migren tanısı konurken;

  • Şiddetli ve zonklamaya neden olacak şekilde baş ağrısı,
  • En az 4 ve en fazla 72 saat süren baş ağrısı,
  • Çoğunlukla başın bir kısmını kapsayan ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen
  • Işık, ses, koku gibi öğelerden olumsuz etkilenilerek oluşan baş ağrıları migren ağrısı olarak değerlendirilmektedir.

ID Migren Testi

Üç sorudan oluşan bu testte iki soruya evet yanıtı veriliyorsa büyük ihtimalle hastada migren sorunun varlığı mevcuttur.

1. Baş ağrınız sırasında hiç midenizde bulantı veya rahatsızlık hissettiniz mi?

2. Baş ağrısı sırasında ışık vb. öğeler sizi rahatsız etti mi?

3. Son 3 ayda baş ağrısından dolayı günlük hayatınızı sürdüremediğiniz oldu mu (işe gidilememesi, derslere odaklanmayı engelleyici şekilde olması vb.)?

Bu soruları hastalar kolayca cevaplayabilir, uzman bir hekime danışarak doğru tanı konulmasına olanak sağlanabilmektedir.

Migren Çeşitleri

Migren, genel olarak auralı ve aurasız migren olarak iki sınıfa ayrılmaktadır. 

Bu iki grup haricinde;

  • Kronik migren,
  • Retinal migren,
  • Vestibürel migren,
  • Adet dönemi migreni,
  • Gebelik migreni,
  • Migrene eşdeğer olan veya çocukluk dönemi periyodik sendromları mevcuttur.

Auralı Migren

Migren hastalarında baş ağrısından önce görülen görme, duyma, konuşma bozukları gibi belirtilere aura denir. Bu auraların çoğu görme üzerindedir. Bu, görme esnasında hissedilen çizgi, bulanıklık, zikzak gibi durumları kapsamaktadır. Auralar minimum 5, maksimum 60 dakika sürebilmektedir. Auradan yaklaşık 1 saat sonra baş ağrısı atağı başlamaktadır. Görsel olarak bilinen auralar dışında vücudun çeşitli yerlerinde hissedilebilen duyu kaybı, felç, baş dönmesi, dengesizlik, konuşma bozuklukları, çift görme gibi durumlar yaşanabilmektedir. Bu bilinen aura belirtilerinden sonra baş ağrısının yaşanıp yaşanmaması oldukça önemlidir. Bu durum, başka nörolojik sorunlara işaret edebilmektedir. Auralı migren hastalarında beyin tıkanıklığına sebep olan hastalıklar ve inme riski %50 daha fazla olmaktadır.

Migrene Eşdeğer Olan veya Çocukluk Döneminde Görülen Periyodik Sendromları

Auralı veya aurasız migren vakalarında baş ağrısına eşlik edebilen, aynı zamanda ergenlik dönemine girmemiş çocukluk çağındaki çocuklarda görülebilmektedir. Bu bireylerde baş ağrısı olmadan migren belirtileri veya migrenin eşdeğeri olarak ortaya çıkabilmektedir. Çoğunlukla çocukluk dönemindeki bireylerde görülse de yetişkinlerde de ortaya çıkabilmektedir. Periyodik sendromlarda baş ağrısı yaşanmasa bile karın ağrısı, baş dönmesi, mide bulantıları ve hatta kusma atakları gözlenebilmektedir. Aynı zamanda hastalarda nedeni bilinmeyen ancak tekrarlayan diş gıcırdatma, uyurgezerlik, gece terörü ve boyun tutulmaları da gözlenebilmektedir.

Retinal Migren

Retinal migren, tek gözde meydana gelen görme kaybıyla birlikte geçici körlüğün meydana gelmesi durumlarıdır. Retinal migren, gözde meydana gelen dolaşım bozukluğu nedeniyle görülmektedir. Migrenden ötürü meydana gelen görme kayıpları kalıcı olarak meydana gelmemektedir. Retinal migren ataklarında hastada geçici bir körlük durumu yaşanmaktadır.

Vestibüler Migren

Migren, bazı durumlarda sadece baş dönmesi ile birlikte olabilir ya da baş dönmesi sayesinde ortaya çıkabilmektedir.  Daha önceden migren şikâyeti bulunan hastalarda;

  • Belli bir süre ve hatta günlerce bile sürebilen baş dönmesi atakları görülebilmektedir. Bu atakların neredeyse yarısı dış faktörlerden kaynaklanmaktadır. Zonklamayla da hissedilen baş ağrısı veya görme bozukluklarıyla birlikte ise migrenden kaynaklı olmaktadır.
  • Kronik ve klasik vertigo tedavisine yanıt vermeyen hastalarda migren tipi arı ve taşıt tutması görülebilmektedir. Bu durumda vestibüler vertigo tanısı konulabilmesi daha kolaydır. Çünkü bu hastalarda migrenin tedavi edilmesi ile baş dönmesi ve dengesizlik gibi belirtiler de rahatlıkla ortadan kaldırılabilmektedir.

Adet Migreni/Menstural Migren

Diğer migren türlerine göre tedaviye daha dirençlidir. Atakları da daha şiddetli geçebilmektedir. Bu dönem aurasız migrenleri tetikleyebilmektedir. Genellikle hormonal değişimlere bağlı olarak adetin ilk ve iki gün öncesinde ortaya çıkmaktadır. Adet migreninde tedavi için en az 3 ay baş ağrısı günlüğü tutulmalı ve atakların adet dönemlerinden ne kadar süre önce vb. soruların not alınması gerekmektedir. Adet migreni tanısı için adet gününden 2 gün önce, adetten 3 gün sonra olacak şekilde aurasız migren atakları olmalıdır.

İlaç Dışı Önlemler

  • Uyku düzenine dikkat edilmeli,
  • Migren ataklarını tetikleyebilen besin ve alkol ürünlerinde uzak durulmalı, 
  • Mümkün olduğunca parlak ışıklardan ve keskin kokulardan kaçınılmalı, 
  • Doğum kontrol ilaçları ve hormon kullanımı konusunda dikkatli olmak gerekmektedir.

Atak Tedavisi

Adet migreninde diğer migren türlerine benzer ilaçlar kullanılmaktadır. Atağın şiddetine ve başlangıç süresinden itibaren düzenli olarak kullanılmalıdır.

Kısa Süreli Önleyici Tedaviler

Adet gününden iki gün öncesi ve adet gününün ilk üç gününü kapsamaktadır. Adet günlerinin düzeni tedavi açısından önemli olduğundan düzenli adet gören kadınlarda uygulanmaktadır. Adet düzensizliği yaşayan hastalarda ise günlük vücut ısısı ölçülerek başlangıç tarihi belirlenmektedir. Kullanılan migren ilaçlarına ek hormonal dalgalanmaları kontrol altına almak amacıyla jel formunda ilaçlar ve patch kullanılabilmektedir.

Uzun Süreli Önleyici Tedavi

Klasik migren ilaçları dışında hormon tedavisi de uygulanabilmektedir. Farklı dozlarda östrojen içerikleri ilaçlar, rahim içi progesteron uygulanması gibi tedaviler de kullanılabilir. Bu tedaviler sigara kullanan, ileri yaşa sahip, auralı migren hastası olan hastalara uygulandığı takdirde beyin ve damar hastalıkları riskini artırabilmektedir. 

Gebelik Migreni

Migren öyküsü olan hastalarda hormonal değişikliklere bağlı olarak hamileliğin ilk 3 ayında migren atakları artabilmektedir. Diğer aylarda vücutta belirli bir denge yakalayan hormonlar sayesinde ataklar azalmaktadır. Gebeliğin son altı ayında migren atakları bazı tetikleyen durumlar bazında sıklaşabilmektedir. Bazı hastalarda ise daha önceden olmamasına rağmen gebelikte migren görülebilmektedir. Gebelikte migren tanısı için uzman hekime danışılması oldukça önemlidir. Migrenle ortak belirtilere sahip ancak oldukça önemli hastalıklar mevcut olabilmektedir. Gebelik fikrine sahip hastalar ilaçların hamilelikte süte karışma ihtimali yüksek olduğundan doktorlara danışılması gerekmektedir. Atakları tetikleyecek aktiviteler sınırlandırılmalı veya düzenlenmelidir.

Kronik Migren

Yaklaşık üç ayın yarısı veya daha fazlasının ağrılı geçtiği ve en az sekiz tanesinin migren özelliklerine sahip olduğu durumlarda kronik migren düşünülebilmektedir. Kronik migrenli hastaların birçoğu günlük aktivitelerinde, uykuda ve işte zorluk çekmektedir. Migren vakalarının %10’u kroniktir. Hastalarda sıklıkla ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Belirti ve ataklardaki durumlara göre ilaçlar çeşitlendirilmektedir. İlaçlar atak öncesi ve atak başında alınmalıdır.

Migrende Koruyucu Tedaviler Nelerdir?

Migren öyküsüne sahip hastaların yaklaşık bir ay izlenmesi esnasında belirli bir sayının üzerinde migren atağı gözlendiği durumlarda uygulanabilmektedir. Hastalar uygun koruyucu tedavi uygulandığı sürede aşırı ilaç tüketimi de engellenmektedir. İlaçların belirlenmesinde hastanın migren öyküsü, yaşı ve mevcut sağlık sorunları, ağrı ve atak şiddeti, sıklıkları, alerjileri göz önüne alınarak belirlenmektedir.

  • Baş ağrısı sıklığını mümkün olduğunca yarıya indirme,
  • Ağrı şiddet ve süresini azaltma,
  • Hastanın günlük yaşam kalitesini arttırmak amacıyla uygulanmaktadır.

İlaç seçimi doktorların kontrolünde hastalara bırakılabilmektedir. İlaç seçimlerinde en önemli ölçülerden biri de etkinlik seviyesi, yani atakları yaklaşık %50 arttırmasıdır. Uygun ilaç seçildikten sonra uygun doz ve sıklıkta kullanılmalıdır. Koruyucu 6ilaçların etkinlikleri yaklaşık iki ay sonra başlamaktadır.  Korucu ilaç tedavisi süresi en az altı ay sürmektedir.

Migren Aşısı

Migren aşısı, migren koruyucu tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmiş bir aşı türüdür. Migren aşısı, migren atakları sırasından kullanıldığı takdirde yararlı olabilmektedir. Ağrı sıklığını çok yüksek olmamakla beraber orta düzeyde etkilemektedir. Kısa veya uzun vadede yan etkilerinin öngörülememesi sonucu sık kullanılmamaktadır. Ayda bir deri altına enjekte edilmektedir.

İlaç Dışı Tedaviler

Migrenli hastalarda pek çok tedavi seçeneğine rağmen bazen tedavi sağlanamamaktadır. Bu durumda ilaç dışı tedaviler uygulanabilmektedir. İlaç dışı tedavilere;

  • Sinir blokajı tedavisi,
  • GON blokajı tedavisi,
  • Botulinum toksini tedavisi,
  • Nöromodülasyon-nörostimülasyon yöntemleri,
  • Akupunktur,
  • Tetik nokta tedavileri,
  • Nörotoksin uygulamaları gibi tedaviler uygulanabilmektedir.

Sinir Blokajı Tedavisi

Sinir blokajı, migren tedavisinde ve baş ağrısı ataklarında kullanılabilmektedir. Migren ataklarından sorumlu sinirlere çeşitli ilaçların belirli dozlarda alınmış karışımı çeşitli tekniklerle enjekte edilmektedir. Böylece sinirler bloke edilmektedir. Genelde başın arka kısmındaki oksipital sinire uygulanmaktadır. Oksipital sinire uygulanması GON blokajı olarak adlandırılmaktadır. GON blokajı, migren ataklarının şiddet, süre ve sıklıklarını azaltmaktadır. Özellikle gebelik dönemindeki ilaç kullanamayan hastalar için tercih edilmektedir.

Uygulanacak sinir başın arka kısmında yer alan dokular sayesinde tespit edilmektedir. Tespit aşamasında ultrasonografi kullanılabilmektedir. Tespit edilen büyük oksipital sinire özel enjeksiyon yöntemleriyle lokal anestezik ve serum karışımı enjekte edilmektedir. GON blokajı tek veya iki taraflı olarak uygulanabilmektedir.  Uygulama sonrası yapılan bölgede uyuşma ve his kaybı yaşanmaktadır. Bir hafta arayla 3-5 hafta uygulanabilmektedir, ardından aylık olarak rutin uygulamalara geçilebilmektedir. Bu sürede atak şiddet, süre ve sıklığı da değişecektir. Hastalara uygulama aralığını uzman hekimler belirlemektedir. GON blokajında lokal anesteziklerin yanında steroid de kullanıldığı takdirde uygulama yapılan bölgede cilt incelmesi ve saç dökülmesi görülebilmektedir. Hamile hastalarda steroid takviyesi önerilmemektedir.

Botulinum Toksini ile Tedavi

Tedavi uygulanmasına karşın iyileşme kaydedilemeyen migren vakalarında kullanılabilmektedir. Botulinum toksini ile tedavi, bir ayın yarısı kadar zamanında migren ve sıradan baş ağrısı çeken hastalara uygulanabilmektedir. 16 yaşından küçük, hamile veya hamileleik düşüncesi olan hastalara uygulanmamaktadır. Botulinum toksini ile teavi, şakaklar, ense, boyun, omuzlar ve alına en az 31 noktaya ince uçlu enjektörlerle uygulanmaktadır. Uygulama esnasında hafif ağrı hissedilebilmektedir. Uygulama esnasında en az 155, en fazla 195 ünite ilaç kullanılarak 20 dakikada tamamlanmaktadır. Uygulama sonrası günlük yaşama dönülebilir. Uygulama üç ay ara ile iki kez yapılabilmektedir. Tedavinin etkisi en az iki uygulama sonrası görülmektedir. 

Botulinum toksini ile tedavi, uygulandıktan 10-12 gün sonra gözlenmeye başlayacaktır. Hastalarda atakların sıklık ve şiddeti azalmaktadır. Örneğin her gün ağrı ataklarına maruz kalan bir hasta ayda bir veya iki ayda bir olacak şekilde ataklara maruz kalacaktır. Botulinum toksin tedavisinin kas kasılmasını önleyerek kas gevşetici özellik göstermektedir. Bu etki 6 ay kadar sürebilmektedir.

Nöromodülasyon-Nörostimülasyon Yöntemleri

Migren tedavisinde ilk adım genelde ilaç tedavisi olmaktadır. Ancak yapılan ilaç tedavisine rağmen hala migren ataklarının azalmaması veya hastanın ilaç tedavisi almasına engel olan başka bir tıbbi hastalık olması gibi durumlarda migrenin mecburen ilaç dışı yöntemlerle tedavisi söz konusu olmaktadır.

Nörostimülasyon yöntemi, migren ve genel olarak baş ağrısı sorunlarında özel cihazlar yardımıyla elektrik, manyetik ya da doğru akım verilerek beyin ve ağrıyla ilişkili sinirlerin uyarılmasını amaçlamaktadır. Uygulama baş çevresi veya invaziv yöntemlerle özel cihazlar yerleştirilerek yapılabilmektedir. Girişimsel olmayan ve baş çevresinden cihazlar yardımı ile uygulanan yöntemler;

  • Supraorbital transkutanöz stimülasyon (STS)
  • Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS)
  • Vagal sinir stimülasyonu (VSS)
  • Transkraniyal doğru akım uyarımı (TDAU) olarak özetlenebilir.

Supraorbital Transkutanöz Stimülasyon (STS)

STS tedavisinde göz çukurunun üzerinden çıkan ve baş ağrısıyla ilişkili olduğu düşünülen sinire uygulanmaktadır. Hastanın başına bant şeklinde bağlanır ve supraorbital sinire belirlenen frekanslarla elektriksel akım verilmesini amaçlamaktadır. Yaklaşık olarak üç ayda günde 20 dakika kadar uygulanması gerekmektedir. Bu uygulama kronik migrenli hastalarda ağrı ataklı gün sayısını azaltmaktadır.

Uygulama, elektrik akımına bağlı olarak karıncalanma ve uyuşma hissi, deride görülen reaksiyonlar ve uyku düzeni değişiklikleri gibi yan etkilere sebep olmaktadır. 

Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS)

TMS, özel bir cihaz ve aparat yardımıyla başın arka kısmından uygulanan bir tedavidir. Hastalara bazen tek, bazen ise tekrarlayıcı şekilde uygulanabilmektedir. Beyin korteksine gönderilen manyetik uyarıların etki etmesini amaçlamaktadır.  Bu etki nörotransmitterlerin salınımını etkileyerek gerçekleştirecektir. Henüz kronik migren vakaları üzerinde etkileri bilinmemektedir.

Vagal Sinir Stimülasyonu (VSS)

Vagus sinir stimülasyonu yapan cihaz çoğunlukla küme baş ağrısı tedavisinde etkili olmaktadır. Girişimsel nörostimülasyon yöntemleri ise;

  • Oksipital Sinir Stimüasyonu (OSS)
  • İmplante Vagal Sinir Stimülasyonu (iVSS)
  • Sfenopalatin ganglion Stimülasyonu (SPGS) olarak özetlenebilir.

Oksipital Sinir Stimülasyonu (OSS)

Baş ağrısı tedavisinde önemli bir sinir olan oksipital sinir, başın arka kısmında yer almaktadır. OSS uygulamasında başın arka alt kısmında yer alan cildin altına yerleştirilen özel elektrotlar ile yapılmaktadır. Özellikle dirençli ve tedavilere karşılık vermeyen migren vakalarında kullanılmaktadır. Bu vakalarda %50 olumlu yanıt alınmıştır.

Baş Ağrısı Tedavisinde Kullanılan Diğer Girişimsel Tedaviler

Tetik Nokta Tedavisi

Kasların çeşitli nedenlerle uzun süre kasılı kalması sonucu oluşan tetik noktaların içinde migren ağrısının oluşumunda da rol oynadığı bilinen bazı maddeler bulunmaktadır. Tetik noktaların giderilmesinde kuru iğneyle yapılan kas içi stimülasyon yöntemi kullanılabilmektedir. 

Kuru İğne Tedavisi (İntramüsküler Stimülasyon)

Kuru iğne tedavisi, vücudun farklı bölgelerindeki kaslarda, bazı sebeplere dayanarak oluşan ağrılı gergin kas bantlarının veya tetik noktaların, değişik boylardaki özel iğneler ile uyarılarak normale döndürülmesini amaçlayan ilaçsız bir tedavidir. Migren ağrılarında boyun, baş ve omuz ağrıları veya sırt bölgesinde çok sayıda bulunabilen tetik noktaların baş ağrısını arttırıcı etkisi bilinmektedir. 

Migren Ameliyatı

Beyinde yer alan migrenle ilişkili alın, boyun, şakak ve ense kökü gibi bölgelerde mevcut sinir dallarının çevresinde yer alan kas ve damarlara yönelik yapılmaktadır. Ancak sağlık açısından anatomik hasarlara uğrama ihtimali dolayısıyla sakıncalı olabilmektedir. Mevcut olan atakları şiddetlendirebilir, başka noktalarda ağrı hissedilmesine neden olabilir.

Yayınlanma Tarihi: 17 Şubat 2021
Güncellenme Tarihi: 17 Şubat 2021